2/28/2012

Anime ve Ben

Ahh ahh.. Bir zamanlar belli tip animeleri izlerdim.. İçinde doğa üstü şeyler olsun, ilginç olsun, aşk meşk olsun (tabi bol bol drama da olsun, duygusal olsun ağlıyım zırlıyım).. Genelde böyle kasvetli, psikolojik hatta neidüğü (?) belirli olmayan, felsefik (ya da hmm bir şey yapalım, insanlar anlamasın, çok muteşem bir şey oldugunu düşünsünler, çok felsevi oldugunu düşünsünler) şeyler izliyordum: Jigoku Shoujo, Ghost Hound, Serial Experiments Lain, Ergo Proxy... 

Sonra Lovely Complex (LoveCom) ile tanıştım. Biraz yabancı geldi ilk başta bana. O zamana kadar karanlık karanlık şeyleri izlerken birden LoveCom  böyle bir aydnlığa çıkardı sanki beni (çok edebiyim yihuu) LoveCom aslında bir romantik komedi. Uzuuuun boylu bir kızımız var; Risa Koizumi, ve kendisi kendisinden kısa olan Otani' ye aşık oluyor. {Hmm peki ilginç hafif de sıradan sayılabilicek bir konu. Sonuçta komedi öğesi bir yerden fışkırmalı} Boy farkı bizim Risa mızın "Lovely" komplex' i olsun eğlenelim gülelim. Eğlenip güldüğümüz kadar Risa ile ağlıyoruz da duygusal sahnelerde.. Eminim sadece ben değilim!! ^-^

Bunların dışında LoveCom un müziklerine taptım! Bu kadar mı eğlenceli olur yahu <3 Aynı zamanda duygusal müziklerine de tapmıştım. Muhteşemdi o hüzünlü sahnelerdeki müzikler. Müzik, bir animeye çok fazla şey katıyor bence.. Mesela geçen yaz Shiki diye bir anime izledim.. Hikaye idare ederdi.. Ama müzikler inanılmaz güzeldi.. Anime nin güzel taraflarıyla da müziği birleştirince izlenebilir oluyor doğal olarak. İdare eder bir animeyi kötü bir müzikle mahvedebiliriz de bence. Ama galiba en mühim şey hikaye. Pek çok animede hikayeye uygun olmayan mantık hataları olabiliyor ya da daha önce bahsettiğim "Aman allahım ya ben çok salağım ya da bu anime çok felsevi, evet evet o yüzden anlamıyoruumm!!!!" tipte animeler olabiliyor. 

//Burda sevgili japonca hocam Saeko-san'ı anmak istedim.. Sevgili hocacım derste sürekli biz japonlar arasında mutual understanding var derdi.. Neymiş, her şeyi söylemezlermiş, belli ederlermiş bir şekilde ne biliyim işte! Karşı taraf ta anlarmışşş vay be animelerde de gerçekten bu tip şeyler oluyor mu?? Yani çoğu zaman, benim izlediğim animelerde en azından, karakterler birbirlerinin davranışlarından, yüz ifadelerinden, ses tonlarından vs. yola çıkarak aslında o karakterin ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışıyorlar. Bu doğru. Ama yapmayın be kardeşim o kadar da mutual understanding olamaz dediğimiz şeyler oluyor! Bu da doğru.. Basbaya anlamsız şeyler söyleyip üzrine duygusallaşıp ya da üzerine cesaretlenebiliyorlar.//

Bu küçük parantezli kısımdan çıkarttığım sonuç: Evet animelerin bazıları saçma ve anlamsız.. Açık konuşuyorum; bu tip şeyleri bazen kendimce yorumlayıp "Aman allahım dünyanın anlamını keşfettim!!" de demişimdir. Fakat bu çoğu zaman animelerin iyi taraflarının bu gibi şeyleri örtmesidir. Ya da benim iyi niyetim ^.^

Şu ana kadar dört dörtlük bir anime izledin mi diye sorsalar bana hayır derim muhtemelen. Tabi ki favorilerim , vazgeçemediklerim, ayılıp bayıldıklarım var ve çoğu zaman beğendiğim yanları kötü yanlarını kapatıyor. Şimdi ben bir hikaye yazsam mesela kim bilir kaç sene kıvranırım; aradaki kurguda hata olmasın, mantıkta hata olmasın, anlaşılmayan bir şey olmasın, çizimi, müzikleri, karakterleri mükemmel olsun diye.. Dört dörtlük olur mu? Bilemiyorum cidden. Ne zaman bir hikaye oluşturmaya başlasam kafamda {ki sanırım 3 senedir kafamda aynı hikaye var sıfır ilerleme ile :$ } düşünülcek o kadar çok şey çıkıyor ki karşıma *eminim yarısı benim hüsn-ü kuruntumdur* Bazen düşünüyorum.. O fıstık gibi animelerde nasıl olurda böyle kötü yanlar olur diye.. Belki de bu yüzdendir.. Belki insanlar "iyi yanları kötü yanlarını kapatır zaten o kadar da düşünmeyelim" diye düşünüyorlardır. Bilemiyoorumm..

Neyse, LoveCom la başladık ama anime hayatıma genel bir girişle bu yazıyı burda noktalıyorum.. LoveCom la başlayan romantik komedi anime serüvenimi paylaşmaya devam edicem!!

Hoşçakalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder